2 Nisan 2012 Pazartesi

Kaybedenler Manifestosu

Kaybetmek güzel bir şey değildir.

İnsan karizmatik bir şekilde kaybedemez.

Kaybetmek her zaman çirkin ve sancılı bir süreçtir.

Kaybetmenin edebiyatı olmaz.

Bu belirli hayat pozisyonu, önceden oluşmuş sanatsal formlar içinden akıtılarak maddi bir vücut bulduğu anda kabul edilir hale gelir. Metalaşır. Kaybetme Gösterisine dönüşür.

Kaybetmenin şiiri olmaz, müziği olmaz.

Birtakım büyük sanatçılar kaybetmeyi resmetmeyi, öykülemeyi denediler. Hepsi kendi tarzında bir kaybediş estetiği oluşturdu. Yüzlerce farklı biçim, tam da kaybetmeyi yakaladıkları yerde onu avuçlarının içinden kaçırdılar.

Gerçek kaybedenleri tanımazsınız. Adlarını bile duymadığınız kişilerdir.

Dahası, kaybeden bu önceden kestirilebilir sınırlar içine hapsolmuştur. Dışarı atmayı denediği her adım, yeni kabul gören alanlar yaratır. O ne şiirle rahat edebilir ne de şiirsiz.

Kaybetmek arada kalmışlık, sıkışmışlıktır. “Sıradan” çoğunluğa ayak uyduramadıkları gibi “marjinal” azınlığa dahil olacak yeteneğe de sahip olmayan kişilerdir kaybedenler. Hayatla ölüm arasında, güzelle çirkin arasında bir yerde yaşarlar.

Kaybetmek kutsal değildir.

İnsan kaybetmek istemez.

Çirkin olan güzeldir.

Ve çirkin olan güzel değildir.